bitlikirpi - kafama göre, canım nasıl isterse...

13/5/2007

Çalış babam çalış...

Yaff bu çalış babam çalış nereye kadar? Çalışmaya mı geldik biz bu dünyaya bilmiyorum...

 

 

28/4/2007

Ben bu ülkenin nesiyim?

Bir müslüman, inançlı, inandıklarını yaşamaya çalışan bir müslüman olarak bu ülkede benim değerim nedir? Çalışırım, vergimi öderim. Bir fiil kanunlar önünde suç olarak kabul ediliyorsa o fiili işlememek için azami gayret gösteririm. Askere gidişimi bir bayram coşkusuyla kutlarım. Bu ülkede vatandaş olmak üzerime nasıl bir sorumluluk yüklerse yüklesin hiç birinden kaçmam.

 

Peki bu ülkede benim değerim nedir? Neden ben ülke yönetimine gelemem? Gelmişsem birileri neden çıkıp beni alaşağı etmek için legal-illegal her yola başvurmaktan çekinmez? Benim kabahatim inançlı olmak mıdır? İnançlı birinin kafası çalışmaz mı? İnançlı insan siyasetten, ekonomiden, diplomasiden, sanattan, bilimden anlamaz mı? Ya da daha doğrusu anlayamaz mı?

 

İnançlı bir insanın yaptıklarına neden değer verilmez? Neden başarılı olduğu konular görmezden gelinir? Bu şekilde bir düşünceyi, hatta daha da açarak söyleyeyim: İnançlı bir insanı Cumhuriyet düşmanı, rejim düşmanı, Atatürk düşmanı olarak lanse etmeyi kim neden ister? İnançlı insan bu saydıklarıma bağlı, hem de gönülden bağlı olamaz mı? Olamazsa neden olamaz? Cevabını verebilecek olan var mı?

 

Neler saçmalıyorum ben. Tabi efendim bizim inancımıza kimse karışmaz. Samimi bir müslümana, inançlı bir müslümana bu ülkede kimsenin bir şey dediği yok ki! Ben biraz abarttım sadece. Hem siz de müslümansınız zaten. Sizin annenizin de başı kapalıdır. Hatta babaanneniz, nineniz beş vakit namazını hiç bırakmaz, orucunu bile hasta olsa bile asla terketmez. Bu sizin için yeterli mi? Ama nasıl olsa onların kıldığı namazın sevabından size de bir hisse düşer nasıl olsa! Çok saygılısınız ya. O namaz kılarken televizyonun sesini kısarsınız. Kur'an okurken rahatsız etmezsiniz. Ezan okunurken dinlediğiniz müziği kapatırsınız. Ezanı duyarsanız tabi. Sahi ezan sesini en son ne zaman duyduğunuzu hatırlıyor musunuz?

 

Aman efendim ben bunları bırakayım. İnançlı bir müslüman olarak rejim koruyucuları tarafından bana biçilen rolümü oynamaya devam edeyim. Sessiz sakin namazımı kılayım. Ramazan'da orucumu tutayım. Adam gibi çalışıp hiç bir şeye sesimi çıkarmayım. Başımda çoban rolünü oynayanlara gık demeden koyunluğuma devam edeyim. "Haydi bakalım yayılmaya" dediklerinde ağılımdan çıkayım, akşama kadar otlaklarda meleyip iyi besleneyim ki sütüm çok olsun, yünlerim gür ve semiz olsun. Tabi ağam, tabi paşam. Ne demek! Allah sizin gibi çobanları başımızdan eksik etmesin.

 

Çocuklarım okumak isterse sizin istediğiniz okullarda sizin keyfiniz doğrultusunda okusun. İmam hatip lisesine gitmesin mesela. Gidiyorsa da bu ülkede okuyabileceği son okul olma ihtimalini aklından çıkarmasın. Kızım liseye gitmesin. Gidecekse eğer, başını açsın, altına da adına forma dediğimiz mini eteklerden birini giysin. Böyle okursa okusun.

 

Ben bu ülkede neyim? Bana verilen değer nedir? Ben hep koyun olarak mı kalayım? Ben Atatürk'ü sevmeyim mi? Ya da sevemem mi? Kimi sevip, kimi sevmediğim neremden belli oluyor? Cumhuriyete bağlılığımı ben nasıl ispat edeceğim? Namaz kıldığım için üzerime peşin peşin vurulan GERİCİ yaftasını ben nasıl söküp atacağım? Bu ülkede inançlı insanların da Cumhuriyet'e, Atatürk'e ve ilkelerine bağlı olabilme ihtimali hiç yok mudur? Varsa yüzde kaçtır? Bunun ölçüsü nedir?

 

Hani başlıkta sormuştum ya "Ben bu ülkenin nesiyim?" diye. Cevabı da yine kendim vereyim:

 

Ben bir enayi koyun,

Durmayın siz de koyun...

 

 

25/4/2007

Canım bi sıkkın ki...

Yaff canım bi sıkkın bi sıkkın ki... Sinirden ne yapacağımı bilmiyom. Kendi adıma bi domainim ve bir miktar megabayttan oluşan bir alanım vardı. Daha perşembe günü parasını istediler ödedim. Bugün baktım bizim sitenin yerinde yeller esiyor. Tutmuşlar zırt pırt bi reklamlar koymuşlar. Len diyom keşke ödemeseydim ücretini. Ödemezken tıkır tıkır çalışıyodu, ödeyince kesildi. Bu nasıl iş anlamadım.

 

Blogda bazı resimler ve flashlar ana sitemin ftp dizininden geldiği için geçici olarak görünmez oldu tabi. Gördüğünüz gibi ne banner var ne arka plan. Kusura bakmayın atlatacağım bu durumu.

 

 

6/4/2007

YÖK ne işe yarar?

Toplum olarak bence en büyük sorunumuz şu: Ne yapacağımızı değil, ne yapmamamız gerektiğini bilmiyoruz. Aşağıdaki yazıyı bu düşünce çerçevesinde okursak daha faydalı olacağı kanaaitndeyim.

 

YÖK (Yüksek Öğretim Kurulu) bildiğimiz gibi 12 Eylül ihtilalinin bir hediyesidir bize. Neden, nasıl diye sormaya gerek yok. İhtilalciler tarafından belki şu üniversite işini bi düzene sokalım mantığıyla kurulmuş olsa da artık böyle bir görevinin olduğunu unutmuş YÖK.

 

Sahi YÖK ün görevi nedir, ne değildir gerçekten bilen var mıdır, bunu da merak ediyorum doğrusu. Neticede bu arkadaşlar işi gücü bırakmışlar, kendilerini rejim koruyuculuğu gibi kutsal bir göreve adamışlar. Rejimi de kimden koruyorlarsa, o da bir muamma.

 

Zaman zaman gazetelerde, tv lerde falan duyuyoruz. Efendim işte dünyanın en büyük 500 üniversitesi şunlar şunlar diye. Her ne kadar işin içinde siyaset olsa da 1 tanecik üniversitemizin bile bu sıralamada yer alamaması YÖK ün aslında ne işe yaradığı hakkında bir ipucu veriyor bizlere.

 

YÖK yetkililerinin bugünlerde çok önemli işleri var. Cumhurbaşkanlığı seçimlerini gerekçe göstererek öğrenci tayfasını sokağa dökmek, harekete geçirmek ve yeni bir postmodern darbenin zeminini hazırlamak. Diğer önemli sayılmayan, öyle rutin görevlerini kısa bir süreliğine askıya almışlar. Alsınlar önemli değil. Biz bekleriz. Pek önemli olmayan bu işleri de sıralayımda kısaca kimsenin kafası karışmasın.

 

- Üniversiteleri çağdaş eğitim standartlarına getirmek.

- Üniversite gençliğinin eğitim seviyesini daha kaliteli hale getirmek.

- Üniversiteleri ülkemizi muasır medeniyet seviyesine taşıyacak gençleri modern    bilgilerle donatmak.

- Üniversiteleri siyasetten arındırarak birer bilim yuvası haline getirmek.

 

Buna benzer klasik işler işte uzatmaya gerek yok.

 

Neyse ben uzun uzadıya yazıp da milletin kafasını bulandırmayım. Ne demek istediğim gayet iyi anlaşıldı sanıyorum. YÖK e de edindiği bu yeni kutsal görevinde muvaffakiyetler diliyorum. Keşke her devlet kurumu, yetkilisi ülkesini bu kadar düşünse.

 

 

30/3/2007

Çobanlık eskisi gibi değil...

12 Eylül 1980 darbesinden önce ülkemizde neler yaşandığını, ülkenin nasıl bir dönemden geçtiğini herkes bilir. Kardeşin kardeşi vurduğu, komşunun komşuya güvenmediği, karşıdan gelen insana şüphe ile bakıldığı zamanlardı. Binlerce genç insan, daha hayatının baharında, yetiştiği ülkeye hizmet edebilecekken, muasır medeniyet hedefinde büyük bir adım olabilecekken, o zamanlar için pek bilinmeyen ama bugün herkesin bildiği dış güçler tarafından öyle bir yönlendirildi ki, her gün onlarca insan hayatını kaybetti. Kardeş kardeşi vurdu. Binlerce insan gözaltına alındı, kimisi gözaltında kayıplara karıştı, bir daha haber alınamadı. Binlercesi elektrikten, falakadan, türlü işkencelerden geçti. Allah bir daha böyle günler yaşatmasın bizlere.

 

O olayların müsebbibleri mi desek, yazılan senaryo da başrol oynayanlar mı desek bilmem... Bugün çıkmış bir tanesi, üstelik Cumhurbaşkanlığı gibi en yüksek makamda görev yapmış birisi, Cumhurbaşkanlığı seçimini gerekçe göstererek ODTÜ öğrencilerini göreve davet ediyor. Ne görevine? Ne görevi olacak tabi ki koyunluk görevine. Öyle ya eski bir çoban ne yapacak? Çobanlığa devam etmek isteyecek. Fakat bu eski çoban şunu bilmeli ki, artık eski koyunlar yok karşısında.

 

Artık biz eskisi gibi koyun değiliz. Sana çoban sıfatını uygun görüp, bizi de koyun sayanların kimler olduğunu biz çok iyi biliyoruz. Sen git ağalarına de ki: Ağam, koyunlar isyan ediyor. Dün kapıma dayandılar, yarın senin kapına da dayanacaklar.

 

ODTÜ'lü öğrencileri eski çobanın sözüne itibar etmedikleri ve kapısına kadar gidip ayağını denk al şeklindeki uyarıları için buradan tebrik ediyorum. Pankartlarında da yazdıkları gibi ODTÜ'lünün artık ne şekilde yetiştiği, gerekirse her türlü fedakarlığı göze alıp cahil çobanlara bile ders verebilecek düzeye geldiklerini bütün Türkiye'ye gösterdikleri için.

 

 

« Önceki ::