bitlikirpi - kafama göre, canım nasıl isterse...

13/5/2007

Buyrun buradan yakın...

Mumcu'yu  Meclis'e Sokmayan Telefon?

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Meclis’e girmediği için partisinin Merkez Karar Yönetim Kurulu üyeliğinden istifa eden Hüseyin Kocabıyık’tan tarihi açıklamalar...
Hüseyin Kocabıyık, 25 Nisan tarihinde Anavatan Partisi Genel Merkezi’nde gerçekleşen MKYK toplantısında Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu’ya bazı telefonların gelmesinin ardından Meclis’e girme fikrinden vazgeçtiğini açıkladı.

Hüseyin Kocabıyık, “Söz konusu toplantıda, Sayın Erkan Mumcu Meclis’e girme eğilimindeydi. Erkan Mumcu, ‘367’yi Anayasa Mahkemesi gerek görürlerse, bunun arkasından ekonomik kriz bile gelir. Türkiye çok krizli döneme girebilir’ dedi. Ama ne olduysa saat 16.45-17.30 arasında bir şey oldu. Telefonlar geldi, gitti. Sayın Genel Başkan çıktı, girdi, çıktı, girdi. Ben bir şeyler olduğunu anladım sonra içeriye girdi kendisi, ‘Erdoğan Teziç’e suikast olmuş, bundan sonra artık her şey değişti, her şeyi yeni baştan düşünmek gerekir’ dedi. Ben tabii o an bir şey anlamadım” dedi.

“KAFAM KARIŞIK VE BUNALDIM”
Erkan Mumcu’ya “Sayın Genel Başkanım; siyasetçiler olarak, milli iradenin yegâne temsilcisi olan Meclis’in görev ve yetkilerini alıp bir başka kuruma devredemezsiniz. Bu size milletin emanetidir. Eğer Meclis’e girmezseniz, kusura bakmayın ben sizinle siyaset yapamam” dediğini anlatan Hüseyin Kocabıyık, “Erkan Mumcu, bana ‘Kafam çok karışık, düşüneceğim. Evde yalnız başıma kalacağım ve düşüneceğim. Kafam karışık ve bunaldım’ dedi” şeklinde konuştu.

ÜMMET KANDOĞAN DA DOĞRULADI
DYP eski Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan da, Hüseyin Kocabıyık’ın iddialarını doğrulayan açıklamalarda bulundu:
“25 Nisan’da 18.50’ye kadar Sayın Genel Başkan Mehmet Ağar'la beraberdim. Daha sonra Genel Başkan’ın yanından ayrıldım. Eve geldim, 15 dakika sonra 19.05’te beni aradı. ‘Ümmet Bey, basın toplantısı yapacağız’ dedi; kendisine ‘Nereden çıktı basın toplantısı? Biraz önce beraberdik!” dedim. Mehmet Ağar, ‘Erkan Bey beni telefonla aradı. Birlikte bir basın toplantısı yapacağız’ dedi. Konunun ne olduğunu sordum, ‘Erken seçim ile ilgili çağrıda bulunacağız’ dedi. ‘Bu saatte nereden çıktı 19.30'da basın toplantısı. Uygun saat değil. Erken seçim nereden çıktı?’ dedim. Mehmet Ağar, ‘19.30’da Meclis’te buluşalım ve Meclis’te Erkan Bey’le basın toplantısı yapacağız’ dedi.

Erkan Bey’e ne söylendiyse, Erkan Bey de düşüncelerini Genel Başkanımız Mehmet Ağar ile paylaştılar. Onun üzerine bir basın toplantısı yapma ihtiyacı ortaya çıktı. Hüseyin Kocabıyık’ın iddiaları çok önemli. Erkan Mumcu’nun bir açıklama yapması gerekir. Erkan Mumcu, söz konusu telefonlardan sonra Ağar’ı arayıp diretip basın toplantısı yaptıklarına göre, demek ki ortada ciddi gelişmeler var. Sayın Erkan Mumcu, saat 16.45-17.30’da yaptığı telefon görüşmelerini kamuoyuyla paylaşmaları gerekir. Açıklasınlar. Hüseyin Kocabıyık’ın iddiaları çok enterasan...”

Buradan Alıntıdır

Benim söyleyecek bişeyim yok. Halka hizmet için burdayız diyenlerin kimlere hizmet ettiği apaçık ortada. Varın gerisini siz düşünün...

 

12/5/2007

Kim seçecek?

CHP iyice karıştırdı, içinden çıkılmaz bir hale getirdi Cumhurbaşkanlığı seçimini. Peşinden hök mök diyerek bir YÖK başkanı çıktı o da başka şeyler söyledi. Peki kim seçecek bu Cumhurbaşkanı olacak kişiyi?

 

1-   TBMM seçsin.

2-   Halk seçsin.

3-   YÖK seçsin.

4-   Yargı seçsin.

5-   Mevcut Cumhurbaşkanı seçsin.

6-   CHP seçsin.

7-   Asker seçsin.

8-   AB ya da ABD seçsin.

9-   IMF seçsin.

10- Madonna seçsin.

 

Ben Madonna'nın seçmesinden yanayım. Başka fikri olan varsa yazsın.

10/5/2007

Ben böyle demokrasinin...

Yeni Türkiye Dergisi'nin yazıhanesinde gençlerle beraber televizyonda Deniz Baykal'ın basın toplantısını seyrediyoruz.


Deniz Bey gene formunda, bol bol atıyor. TBMM'de kabul edilen Anayasa değişiklikleriyle alay ediyor. Meclis'te AK Parti'nin 352, CHP'nin ise 151 milletvekili var. Lâkin ne gam... Deniz Bey'in umurunda bile değil. Çoğunluk da neymiş?


O, sırtını muhtıracılara, Devlet Başkanı'na ve Anayasa Mahkemesi'ne dayamış. Torpili kuvvetli yerden... Birtakım 'göbeğini kaşıyan adam'larla hiç ilgilenmiyor. O'nu, zinde güçler, YÖK'çüler, profesörler tutuyor. O, azınlığın çoğunluğa tahakkümünün bir simgesi...


TBMM, AK Parti'nin 352 oyuna, bir de ANAP'ın 20 oyunu ilave edip Cumhurbaşkanını halkın seçmesini kararlaştıran Anayasa değişikliğini yapmış amma ve lâkin, bu 'göbeğini kaşıyan adamların' sıradan temsilcilerinin dediği hiç olur mu? Beyler, paşalar, yüksek bürokratlar ve CHP jakobenizmi ne güne duruyor?...


Deniz Bey, zafer kazanmış kumandanlar edasıyla haykırıyor ve 'AK Parti, Meclis çoğunluğuna rağmen Cumhurbaşkanı seçemedi' diyor muzafferane... Helâl olsun size bu muhtıralar, bu AYM kararları, damadı CHP adayı Devlet Başkanımız!... Danıştaylar, Yargıtaylar, YÖK'ler helâl olsun! Nazar değmesin diye poponuzu kaşıyın e mi? 'Poposunu kaşıyan adamlar' , 'göbeğini kaşıyan adamlara' 1-0 galip...


Derken, bizim şoför Kadir dayanamayıp 'Ben böyle demokrasinin içine...' diye sunturlu bir küfür savuruyor.


* * *


Deniz Bey haklı. Bu Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi zor. Çünkü, önce cumhursuz Cumhurbaşkanı Sezer, aguşunu açmış Anayasa değişikliğinin kendisine ulaşmasını bekliyor.
15 günlük süreyi sonuna kadar beklettikten sonra, şöyle ters bir vole vuracak ve kanunu fukara 'Kuzu Hoca'ya doğru keyifle savuracak. Sonra, TBMM tekrar kabul edip gönderince, soluğu doğru Anayasa Mahkemesi'nde alacak. 367 konusunda hukuk tarihimize bir kara leke olarak geçen o malum karardan sonra, herhalde kendi atadığı üyelerin çoğunluğundaki AYM de değişikliği 'şeklî' (!) bakımdan inceleyerek bozacak...


* * *


Biz bu faciayı tam 60 yıldır yaşıyoruz. Deniz Bey'in partisel dedeleri, 1946 Seçimlerinde DP kazanmasın diye hiç sıkılmadan 'Açık oy, gizli tasnif' kararı çıkarıp jandarmayla sandık kaçırtmışlardı. 27 Mayıs 1960'ta cuntacılarla birlikte DP iktidarına karşı darbe yaptılar.
12 Mart 1971 muhtırasının altında da bunlar vardı. 12 Eylül'de Meclis'i tıkadılar. 28 Şubat, bir CHP-BÇG işbirliği sonucudur. 27 Nisan Muhtırası da, bunların tahriki neticesinde verilmiştir.
1961 ve 1982 Anayasaları, CHP'nin ve CHP bürokrasisinin eseri olan gayrımeşru darbe anayasalarıdır. 1961'de, Meclis'in üzerine, bir kısmı darbecilerden ve bürokratlardan oluşan Senato'yu koydular. Yasamanın üstüne AYM'yi, yürütmenin üstüne Danıştay'ı, Devletin üstüne de MGK'yı jandarma olarak diktiler.


Türk Milleti'nin egemenliğini kullanmasına bürokrasiyi ortak yaptılar.
1982'de YÖK'ü Anayasa kurumu yapıp demokrasinin başına bela ettiler.
Hasılı, Devleti CHP azınlık oligarşisine göre tasarladılar. Şimdi de kalkmış, çoğunluğu küçük görerek 'Yeter, söz devletindir!' diye bağırıyorlar.
Buna bir de 'demokrasi' diyeceğiz, öyle mi?!...


* * *


Ben de Kadir, ben de...

 

Hasan Celal GÜZEL - RADİKAL

10/5/2007

Solu birleştiren lider...

Reha MUHTAR'ın bugünkü Vatan gazetesinde yazdığı makaleden bir alıntı:

Bilmiyorum Tayyip Erdoğan bir gün kendisiyle başbaşa kaldığında düşünecek mi, “27 yıldır yan yana gelmeyenleri ben yanyana getirdim” diye...

Düşünmesinde yarar var...

Tayyip Erdoğan, hiç kuşku yok Türk merkez solunu birleştiren liderdir...

Bilmeli ki, Ecevit’lerle Baykal’ı, ya da DSP’yle CHP’yi birleştirmek kimseye nasip olmadı bugüne kadar...

Ecevit’in rahmetli oluşunun bunda bir etkisi yok, çünkü Rahşan Hanım, rahmetli eşinden çok daha serttir bu konularda...

O Baykal’la yanyana gelmeyi Bülent Bey’den daha çok istemez...

Ama kısmete bakın ki, darbe lideri Kenan Evren’in darbesinin bile biraraya getiremediği insanları Recep Tayyip Erdoğan biraraya getiriyor...

Kısmet işte...

Kim derdi ki, karı-koca sadece iki kişi kalmak pahasına Halk Partisi’ne sırt çeviren Ecevit’in DSP’si CHP listelerinde olacak...

Benim hatırladığım, Ecevit’i Oran’daki evinde ziyaret etmek istemişti kendi genel sekreteri Üstündağ ve diğer CHP’liler; Ecevit’ler onları kapıdan içeri almamışlardı...

Kerli ferli koskoca adamlar, evin önünden geri dönmek zorunda kalmışlardı...

Sayın Reha MUHTAR,

Tayyip ERDOĞAN yalnız Türk solunu değil, aynı zamanda merkez sağ dediğimiz kesimi de birleştiren liderdir. Bunu gözardı etmemek gerekir. Ağar ve Mumcu da AKP karşısında birleşmek zorunda kaldılar. Mumcu'nun bundan 6-7 ay öncesine kadar Ağar hakkında neler söylediğini de hafızası kuvvetli olanlar kolay kolay unutmaz. Birleşmenin nedenini de herkes biliyor zaten. Ama artık bu evliliğe bu gençlerimizi kim ikna etti orası biraz muammalı.

 

8/5/2007

Ağar ve Mumcu

Salih Memecan DYP-ANAP birlikteliğini çok güzel özetlemiş.

 

« Önceki ::